Politika

Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan 128 milyar dolar ve Engin Altay çıkışı! Kefenimle yola çıktım

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti Meclis Grup toplantısında konuştu. Erdoğan konuşmasına Kabine’de dün gece yarısı yapılan değişikliklerle başladı. Erdoğan ardından da, kendisini Menderes’in sonuyla yani idamla tehdit eden CHP Grup Başkanvekili Engin Altay’a da “Benim akıbetimin de Menderes’in akıbeti gibi olabileceğini ümit ettiğini söylüyor. Be ahlaksız, edepsiz kefenimizi giyerek biz bu yola çıktık” cevabı verdi. Erdoğan, “128 Milyar Dolar nerede?” sorularına da ilk kez cevap verdi…

İşte Erdoğan’ın açıklamasından satır başları…

– Dün gece hem bir bakanlığımızı ikiye böldük, hem de 3 yeni bakan atadık. Zehra Zümrüt Selçuk ve Ruhsar Pekcan’a teşekkür ediyorum.

– Derya Yanık, Vedat Bilgin’e, Mehmet Muş’a başarılar diliyorum. 2023’e odaklanmamız gereken bir döneme girdik. Bundan sonrasının da kolay olmayacağını biliyoruz.

– Ticaretimizin derinliğinin sığ olduğu dönemlerde yatırıma dayalı uzun vadeli girişimlere cesaret edilemiyordu. Ülkemizin çok küçük dalgalanmalarda dahi ekonomik krize girme durumlarıyla karşı karşıya olduğumuz dönemler geçirdik.

– 1990’larda aynı oyunu kökenler üzerinden tekrar sahneye sürdüler, bu arada ekonomiyi de hiç boş bırakmadılar. Bir kaç milyar liralık spekülasyonla 1994’de ülkemizi büyük bir krize sürüklediler.

– Ey Kılıçdaroğlu, hafızanı yokla bakalım varsa gecelik faizlerin yüzde 7500’e çıktığı, 20 bankaya el konup faturanın millete yüklenildiği dönemin baş aktörleri CHP yöneticileriydi.

CHP’li Engin Altay’a sert cevap

– Kasım 2002’den beri neler görmedik ki. Arkası karanlık cinayetlerden Cumhuriyet mitinglerine kadar toplum mühendisliği ile karşılaştık.

– Çıkmış bir ahlaksız, edepsiz benim akibetimin Menderes’in akibeti gibi olabileceğini ümit ettiğini söylüyor. Be ahlaksız, be edepsiz, biz bu yola çıkarken kefenimizi giyerek bu yola çıktı. Biz ölümden korkmadık, bizim imanımızın gereği ölümü korkutmaktır.

– Menderes’in akibetinden hoşnut mu oluyorsunuz? Çünkü o akibeti hazırlayanlar da sizlerdiniz. Bize de aynı akibeti mi hatırlatıyorsunuz.

– Boşuna uğraşmayın, hepsine hazırız. 15 Temmuz’da bunu gördük ve hazırlayanlara bu ülkeyi mezar ettik. Sen genel başkanın tankların arasından kaçıp giderken biz milli irade ile beraber tüm dünyaya selam verdik.

– Biz dik durduk. Ama siz hemen kaçtınız, Bakırköy Belediyesi’nde çay, kahve sohbetine daldınız, oradan seyrettiniz. Daha çok seyredeceksiniz. Kalkıp basın toplantıları ile filan benim akibetimin öyle olacağından hiç bahsetme. Her nefis ölümü tadacaktır, ama sen de tadacaksın. Bu yolculuk bir vatan yolculuğudur. 

– Bu baskıların hiçbirine boyun eğmedik. Hamdolsun milletimiz her seferinde bizi bağrına bastı.  Vesayet güçlerinin 1950’den beri uyguladıkları yöntem işe yaramaya başlayınca daha sinsi daha alçakça yöntemleri devreye soktular.  Gezi olaylarıyla sokakları kaosa sürüklemeye, 17-25 Aralık’la milli iradeyi hançerlemeye kalktılar.

– Bunlar yetmeyince PKK, FETÖ, DEAŞ’a kadar tüm terör örgütlerini üzerimize saldılar. Ardından 15 Temmuz hain darbe girişimini yaşadık.  Meclis’te Cumhurbaşkanı seçmemizi engellemek istediler, seçimi doğrudan halka devrettik. Yönetim sistemini değiştirerek milli iradenin üstünlüğünü güçlendirdik. 

Bildirici amiraller CHP’nin akıl hocaları

– Şimdi de emekli amirallerle kol kola vererek, oradan aldıkları güçle Kılıçdaroğlu Efendi, “Emekli olanlar darbe yapabilir mi” diyor. Onlar sizin akıl hocanız, darbeyi sizin yapmanızı bekliyorlar, ne duruyorsunuz diyorlar. 15 Temmuz’da olduğu gibi. Siz o akıl hocalarınızla birlikte yürüyorsunuz. Bilin ki bu ülkede her şey bitmiş olan akıl hocalarına yer ve yol kalmayacak. Terör örgütlerinin başını birer birer ezdik, eziyoruz.

– Gezi olaylarından en son Karabağ’da Azerbaycanlı kardeşlerimize verdiğimiz desteğe kadar, tüm bu süreçlere hep, ekonomimize yönelik tehditler de eşlik etmiştir. Faizden döviz kuruna, borsadan enflasyona uzanan pek çok sorun, bu süreçle paralel olarak can yakıcı hale gelmiştir, getirilmiştir.

– Türkiye, makroekonomik dengeleri gerçekten sağlam olduğu için, son 8 yıldır yaşadığı tüm gizli-açık saldırılara rağmen ayakta kalmayı, istikrarını korumayı başarmıştır. Allah göstermesin, 2002 öncesi Türkiye’sinin siyasi, sosyal ve ekonomik ikliminde bu tür saldırılarla karşılaşmış olsaydık, ülkemizin nasıl bir duruma düşeceğini tahayyül etmek bile istemiyoruz.

– Ülkemizin ödediği bedellerin sebebi; egemenliğini, istiklalini, istikbalini, milli iradenin üstünlüğü ilkesini, bölgesindeki hak ve menfaatlerini koruma azmini, aksi yöndeki dayatmaların önünde tutmuş olmasıdır.

– Şayet vesayete teslim olsaydık, darbelere boyun eğseydik, terör örgütlerine eyvallah etseydik, dış telkinlere kayıtsız şartsız uysaydık, belki bu baş ağrılarının hiçbirini çekmeyecektik. Ama o zaman da başımız dik şekilde yaşayamaz, milletimizin yüzüne bakamazdık.

– Ben huzurunuzda Dışişleri Bakanıma da Yunan Dışişleri Bakanı karşısındaki sözleri için teşekkür ediyorum. Çünkü bizim milletimiz asla, boynunda böyle bir esaret zinciriyle yaşayabilecek bir millet değildir.

128 milyar dolar iddiaları baştan sona yanlış

– Sahada terör örgütlerine, uluslararası alanda müstemlekecilere karşı verdiğimiz mücadeleyi, ekonomide de faiz-kur-enflasyon şer üçgenine karşı yürüttük. Bu mücadeleden dolayı bizi suçlayanlara soruyorum: Ne yapacaktık, böyle davranmayıp da, başımıza gelenlere rıza mı gösterecektik?

– Şanlı 15 Temmuz kıyamını adeta cezalandırmak için başlatılan ekonomik saldırıya seyirci mi kalacaktık? Ağustos 2018’de Amerikan yönetiminin açıkladığı haksız yaptırım kararının ardından yaşanan kirli gece yarısı saldırılarına seyirci mi kalacaktık? Son olarak, dünyayla birlikte ülkemizi de etkileyen Koronavirüs salgınının yol açtığı sıkıntıları ekonomik virüsle taçlandırma gayretlerine seyirci mi kalacaktık?

– CHP’nin ve onun peşine takılıp gidenlerin sanki hazine bulmuş gibi sarıldıkları 128 milyar dolar meselesini işte bu fotoğraf içinde okumak gerekiyor.

– Esasen ortada gerçekten 128 milyar doların akıbetini anlama arayışı olmadığı için söylenen sözlerde doğru olan hiçbir şey yok. Baştan sona yanlış, baştan sona cehalet.

– Cehalet deyip geçmemek lazım. 3 çeşit cehalet vardır. Birincisi bir şeyi bilmemektir. İkincisi cehaletin karesidir. Öğretim gördüğü için konunun ne olduğunu bilir, eğitimi olmadığı için nasılını bilmez. Bunlara gafil denir. Üçüncüsü ise cehaletin küpüdür. Öğretimden geçtiği için konunun ne olduğunu bilir, eğitimli olduğunu için nasılını da bilir. Bilerek ve isteyerek konunun nedenini harmanlayarak, sürekli senaryo peşinde koşmaktır.

– Bunların artık gizlemeye dahi ihtiyaç duymadıkları temennileri, Türkiye’nin önce, tıpkı 1994 ve 2001 yılında olduğu gibi çok derin ve keskin bir ekonomik kriz yaşaması, ardından da siyasi değişime maruz kalmasıdır. Uluslararası sermayeye Türkiye’ye yatırım yapmayın diyecek kadar muvazeneyi yitirmişlerdir.

– CHP’nin etrafında kümelenen bu ekip son dönemde yatırımcıları ürkütmek, milletimizin moralini bozmak için dört bir koldan çalışıyor. Diğer konularda dikiş tutturamayınca, şimdi yanlış olduğunu en iyi kendilerinin bildiği ‘128 milyar dolar nerede?’ yalanına sarıldılar.

– Bir yalan nasıl şevkle söylenir gördünüz değil mi? CHP’nin başındaki zata sorsanız hesap uzmanıyım der ama geçmişte bilinen tek yönetim hikayesi SSK’yı batırmaktır.

– Kılıçdaroğlu’nun rehberini öğrendiniz mi? O bayan.. Büyük söyleyeceksin diyor. O da emredersiniz diyor ve büyük söylüyor. BDDK ve ardından o süreç. Şayet bu kişi 128 milyar dolar nerede sorusuna Merkez Bankası’nın bilançolarını okumadan soruyorsa geçmişte kendine tevdi edilen görevlere yazıklar olsun.

– Bu kampanyanın peşine düşenlerin bir kısmını üzülerek, bir kısmını gülerek takip ediyoruz. Sağa sola pankart asarak, bu yalan kampanyasına figüranlık yapanları gördükçe içimizde acıma duygusu da uyanmıyor değil.

– Bu meseleye doğrudan girmemek için epeyce sabrettik. Baktık ki birileri önemsememekten kaynaklanan sessizliğimizi korku sanarak yalanların dozunu arttırıyor. Bugün etraflıca meseleye girme kararı aldık. Türkiye bu manzarayı hak etmiyor. Türkiye bu muhalefet üslubunu kesinlikle haketmiyor. Yalanı su içer gibi söyleyebilen bu karikatür tipleri de haketmiyor. 

– Bırakınız 128 milyar doların ne olduğunu, nasıl yönetildiğini, 128 tuğlayı üst üste koymuşluğu dahi yok olan Kılıçdaroğlu, kalkmış bunları konuşuyor.

– Ortada 128 milyar dolar diye bir rakam, gerçekle ilişkisi olan bir rakam yok. Piyasa denilen bu dinamik sistemde belki bu anda bile milyarca dolar el değiştiği için rakam yenileniyor. Her ne kadar MB Başkanımız da, Hazine ve Maliye Bakanımız da meseleyi etraflıca anlattıysa da bunlar duymak isteyen kulaklara ulaşıyor.

– Kendi arkadaşlarının doğruyu söylemelerine bile tahammüle demedikleri için meseleyi kendi mecralarına çektiler. Sayın Kesici doğruyu söyledi, bir gün geçti Kesici ‘Genel Başkanımın söylediğine katılıyorum’ dedi.

– Bayan ne dedi, ‘Büyük söyleyeceksiniz’ dedi. CHP içinde az biraz bilanço okumayı bilen varsa verilere bakarak bu hesabı kolayca çıkarabilir. CHP içinde bilanço okumayı bilen yoksa partimizden, bürokrasiden bir uzman göndererek kendilerine yardımcı olabiliriz. 

– Bu sefil kampanya karşısında tereddüde düşen vatandaşlarımız varsa onların kafasındaki soruları birinci elden gidermek istiyoruz. Çeşitli ülkelerin salgınla mücadele için aldığı mali tedbirlerin toplamı 16 trilyon doları bulmuştur. Bu çalkantılı ekonomik iklim ülkemizi de olumsuz etkilemiştir. Cari açık artarken turizm gelirlerimiz de düşmüştür.

– Son 2 yılda MB kaynaklarından 30 milyar dolar cari açığın finansmanı için kullanılmıştır. 31 milyar dolar yabancı sermayenin çıkışı için kullanılmıştır. Vatandaşlarımız da 54 milyar dolar karşılığı döviz ve altın alarak tasarruf tedbirlerinde değişikliğe gitmiştir.

– 165 milyar dolarlık bir rakam ortaya çıktı 4 kalemde. MB rezervlerinin her kuruşunun ne olduğu bellidir. Rezervin amacı dövize ihtiyaç duyulan işlemlerde ortaya çıkan talebi karşılamaktır. Piyasa döviz talebini kendi içinde karşılayabiliyorsa MB’ye ihtiyaç kalmaz. 

– 128 milyar dolar ne buhar olmuştur ne de haksız hukuksuz yere herhangi birinin cebine girmiştir. Ekonominin aktörleri ve vatandaşlarımız arasında dolaşıma girmiş ve çoğu yurtiçinde kalmıştır. Günün sonunda paranın büyük kısmı MB rezervine geri dönmüştür. 90 milyar dolara yakın rezervi var, ihtiyaç duyulduğunda kullanılabilir. Bu bir ekonomi politikası tercihidir. 

– IMF komiserleriyle otel lobilerinde yaptıkları gizli görüşmelerin gayesinin de Türkiye’yi eski günlerine döndürmek olduğunu biliyoruz. Bugüne kadar vesayetten darbeye, terörden uluslararası baskıya kadar her konuda heveslerini kursaklarında bıraktık, inşallah ekonomide de heveslerini kursaklarında bırakacağız.

– Gerçi bunlarda yalan da iftira da bitmez. Merkez Bankası rezervini 27,5 milyar dolardan 135 milyar dolara çıkartan da bizdik. Bu rezervi turşusunu kurmak için değil, ülkemizin ihtiyaç duyduğunda kullanması için büyütmüştük; o günler geldiğinde de kullandık…

– 128 milyar dolar kime satıldı? Dolar satılır mı? Önce buhar oldu sonra satıldı yaygarasına çevirdiler. Vatandaşımızın aldığı dövize gelince Türkiye’de ticaretle uğraşan herkesin döviz ve altınla işi vardır. Kim ne zaman ne kadar miktarda döviz aldı gibi bir soru mantıksız olmasının ve hukuki olarak suç teşkil etmesinin yanında doğrudan milleti suçlamaktır.

– Hakikatler apaçık ortadayken, Türkiye’nin itibarını düşürmek, kredibilitesine zarar vermek, yatırımcıların güvenini sarsmak için yürütülen ‘128 milyar dolar nerede’ kampanyasını siyasi muhalefet saikiyle açıklamak mümkün değildir.

– Ortada bu ülkeye ve millete yönelik aleni bir ihanet, aleni bir saldırı, aleni bir hançerleme vardır. Bu izahlarımıza hala aynı teraneleri tekrar eden hiç kimseyi masum kabul etmeyeceğiz. Bunların ceddi de, rahmetli Menderes’in 12 uçak dolusu para ve altınla kaçmaya çalıştığı iftirasıyla darbeyi meşrulaştırmanın gayreti içindeydiler. Kim onlar? CHP’nin ceddi…

– Türkiye’yi inşallah 2023 hedeflerine ulaştıracağız. Ekonomiyi şahlandıracak olan da yatırımları sürdürecek olan da demokrasiyi güçlendirecek olan da umudu yaşatacak olan da biziz. 

Yıldırım Akbulut’un ismi Erzincan Havalimanı’na verilecek

Son dönemde Cumhurbaşkanlığı Yüksek İstişare Konseyi’nde beraber çalıştığımız Yıldırım Akbulut Bey’i hakka uğurladık. Erzincan Havalimanı’na merhum Akbulut’un adını veriyoruz. Bundan dolayı Binali Yıldırım Bey’e de teşekkür ediyorum. Ailesine de başsağlığı diliyorum. 

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu